‘’Alarm Çaldı, Ortalık Ayağa Kalktı’’

Salihlipost Admin 5 Mayıs 2026
Sosyal Medya Fenomeni ‘’Manisa’nın Doktoru’’, Dr. Fahrettin Er ile Konuştuk

1. Sizi tanıyabilir miyiz?

1964 yılında Manisa’nın Yörük köyü olan Sancaklı Bozköy’de doğmuşum. İlkokulu doğduğum köy Sancaklı Bozköy’de bitirdim. Ortaokulu 3 km. ötedeki Karaoğlanlı Kasabası’nda tamamladım. 1981 yılında ise Manisa Lisesi’nden mezun oldum. İlk olarak İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü’nü daha sonra ise Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdim. İzmir Ödemiş Devlet Hastanesi’nde ve Manisa Devlet Hastanesi’nde pratisyen hekim olarak çalıştım. 1995-2000 yılları arasında Ege Üniversitesi Üroloji Bölümü’nde uzmanlık eğitimini tamamladım. Artvin, Borçka SSK ve Manisa, Soma SSK hastanelerinde çalıştım. Manisa Merkez Efendi Devlet Hastanesi’nden emekli oldum. Daha sonra Manisa CBÜ Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji bölümünden mezun oldum. Şimdi de turist rehberliğine kaydoldum. Bir buçuk yıl yüksek lisans yapıp kokartlı turist rehberi olacağım. Evli olup iki, eczacı kızım var.

2.’’Manisa’nın Doktoru’’ olarak tanınıyorsunuz. Bu ünvan nasıl oluştu?

Benim iki tane yardımcım var, Göktuğ Kaya ve Özge Karslı. İkisi de bir evde bakım şirketinin hem sahibi hem çalışanı. Aynı zamanda ben de onların mesul müdürüyüm. Bu ikili bana sosyal medya işlerinde yardımcı oluyorlar. İkisi de çok zeki, kabiliyetli, çok kitap okuyan kültürlü arkadaşlar. Bir gün Instagram’dan Dr. Fahrettin Er ismini aldık. Ama bütün doktorlar aynı ismi alıyor. Bana çok sıradan geldi. Ben sıradışı biriyim, bütün arkadaşlarım da sıra dışıdır. Bütün sıra dışı insanlar beni bulur, ben de onları bulurum. Bu açıdan başka isim aramaya başladık. Beni daha iyi tanıtacak bir isim bulalım dedik. Şu mu olsun, bu mu olsun derken, Özge ‘’Manisa’nın Doktoru nasıl olur?’’ Dedi. Ben 450.000 hasta bakmışım, 25.000 ameliyat, 15.000 sünnet yapmışım. Neredeyse Manisa’da dokunmadığım insan kalmamış. Bu isim aklımıza yattı ve bu ismi aldık. Bu isim de gerçekten tuttu. Özellikle yurt dışında yaşayan Manisalılardan bir sürü takipçim oldu. Biliyor musun? Yurt içi ve yurt dışından; Belçika’dan, Brezilya’dan, Nepal’den, Madagaskar’dan hatırı sayılır bir takipçim var. Bu kadar takipçim olunca dedim ki bu iş tuttu.

3.Siz aynı zamanda bir koleksiyonersiniz. Tıp tarihi koleksiyonunuz var. Bu konuda okuyucularımızı bilgilendirir misiniz?

Kültür Bakanlığı koleksiyoner belgesine sahibim. Tarihi eserleri evimde sergiliyorum. Tıp tarihi ile ilgili koleksiyonum da var. Zannedersem 600’den fazla parça var. 200 – 300 yıllık reçeteler, ameliyat aletleri, ilaçlar var. Mesela Abdülhamid’in enjektörü var, Abdülmecit için hazırlanan özel ilaç var. Atatürk’ün tansiyon aleti var. Çok sayıda tıbbi alet var. Bunlar bugün Manisa Şehir Hastanesi’nin karşısında bulunan iki kızıma ait Spil ve Beyaz eczanelerinin içindeki özel bölümlerde sergileniyor. Eczanelerin birisinde eczacılık tarihi müzesi, diğerinde ise tıp tarihi müzesi olarak sergilenmekte. Atatürk’e ait tansiyon aleti ve EKG cihazı, yaklaşık iki yıldır Ankara, İstanbul, İzmir, Manisa’da sergilendikten sonra şu an Balıkesir’de sergileniyor.

4.Çevre ve doğaya aşk derecesinde bir bağlılığınız var. Manisa’da oluşturduğunuz bir botanik bahçesi var, bunun hikâyesini sizden dinleyebilir miyiz?

Birçok yurt dışı seyahatim oldu. Her gittiğim ülkede gördüğüm bizde olmayan bitkileri Türkiye’ye getirdim ve çoğalttım. Rusya’ya yaptığım seyahatte Lenin’in mezarında, bizim mezarlıklarda gördüğümüz mor ve beyaz zambakların sarısını gördüm. Çok ilgimi çekti. Akşamına giderek onlardan bir kısmını kazarak ve tabii ki Lenin’den müsaade alarak (!) ülkeme getirmek için kutuladım. Ben nereden bileyim? Kutuladığım toprak ve zambakların havaalanında, X-Ray’den geçerken eroin gibi görüntü vereceğini. Alarm çaldı, ortalık ayağa kalktı. Arkadaşlarım geçti beni alıkoydular. Ne kadar dil döksem de nafile. Bizi uğurlamaya gelen rehber kulağıma ‘’hediye istiyor’’ dedi. Neyse görevliye 50 Manat hediye(!) ederek bu işi çözdüm.

Şimdi de iki kızımın eczanesinin olduğu şehir hastanesinin karşısındaki yerin arkasında bir sokak var. Belediye ilgilenmemiş çöplük olmuş. Buraya adam edeyim dedim. Önce kenardaki çöpleri topladım. 150 çuval kadar oldu. Sonra belediyeye o çöpleri aldırdım ve bana şu alana bir tretuvar çekin dedim, çektiler. Tabii orayı kamyonlar dolusu toprakla doldurmam lazım. Toprağı nereden bulurum? Muradiye’de inşaat yapan müteahhitler var. İki, üç tanesini aradım. Bana toprak getirin şuraya dökmek için dedim. Onların çok hoşuna gitti. Para vermeden toprağı dökebilecekleri yer buldular. Belediyeye düzelttirdim ve başladım oraya çeşit çeşit ağaç ve çiçek dikmeye. Ama su abonem yok, suyum yok. Eczanelerin su arıtma cihazlarından çöpe giden suları bir boru vasıtasıyla topladım. Arka kısma depo yaptırdım. Kışın günlük 1,5 ton, yazın 2 ton su birikiyor. Her yere damla sulama yaptım. Akşamüstü açıyoruz, her yer sulanıyor, su israf olmuyor. Bu sayede müthiş güzel bir botanik bahçesi meydana geldi. Bu ara bitkiler azdı. Bunun sebebini ziraat mühendisi arkadaşa sordum. ‘’Su arıtma cihazının çöpe giden suyunda daha çok mineral var’’ dedi. ‘’Sen aslında hem suluyorsun hem sıvı gübre atıyorsun’’ dedi. Şimdi oraya bir de kafes yaptım. İçine tavus kuşu, sülünler, keklikler koydum. Orası kenar mahallenin çocukları için, kadınları için sosyalleşme mekânı oldu. Bir gün orada bir ağacı çapalarken geçen kadınlardan biri ‘’burası bana çok iyi geliyor, bütün gerginliğimi alıyor’’ dedi. Bunun üzerine bir tabela yaptırarak buraya ‘’Antideprasan Sokak’’ adını verdim.

5. Tarihi konularda da Instagram’da paylaşımlarınız oluyor. Bilhassa Manisa ve ilçelerinin tarihi gerçeklerinin birçoğunu sizden öğreniyoruz. Tarih, özellikle yerel tarih sizce neden bu kadar önemli?

İlber Ortaylı Hoca diyor ki ‘’artık dönem genel tarihçilik dönemi değil, yerel tarihçilik dönemi.’’ Yerel tarihçiler çok önemli. Çünkü çok daha ayrıntıya hakim oluyorlar. Bir ülkede, bir şehirde ne kadar çok yerel tarihçi olursa, genel tarihçilerin işleri çok kolaylaşıyor. Çünkü hazır bilgileri kolayca toparlama şansı var. Zamanın Manisa Valisi Halil İbrahim Daşöz; bana göre Manisa’ya gelmiş önemli valilerden biridir. Onbir ay görev yaptı ama çok büyük izler bıraktı, beni çok etkiledi. Göreve başladığında, ‘’Vali olarak Manisa’ya ne gibi katkım olabilir?’’ Diye kendine soruyor. Tarım ve sanayi güçlü ama bu şehrin kültür sanat ve tanıtımı yeterli değil tespitinde bulunuyor. ‘’Çok dehşetli kültürel hazinelerin üzerinde oturuyor fakat farkında değil, benim onu tanıtmam lazım’’ diyor. Valilikte kültür sanatla ilgili bir ekip kurmaya karar veriyor. Çevresindeki insanlara form dağıtarak ‘’bana bu konuda 9 tane isim önerin’’ diyor. Bütün formlarda benim adım birinci sırada yazılmış. En çok oy alan 7 kişiyi belirliyor. Bir gün valilik özel kalemi Tülin Hanım, telefon ile beni arayarak ‘’Vali Bey şu gün, şu saatte sizinle görüşmek istiyor’’ dedi. Ben de ne var acaba? Diye endişelendim. Tam saatinde gittim. Vali Bey’de tam saatinde kendi odasının kapısını açtı, beni makamına aldı. İçeride de makamına değil karşımdaki koltuğa oturdu. Bu çok önemli bir şey, karşısındaki insana değer verdiğini gösterir. Bana Manisa’ya katkısı konusundaki düşüncelerini aktardı. ‘’Bu bir ekip işidir’’ dedi. Sonra dedi ki ‘’her biriniz tek başına bulunduğunuz ili ve ilçeyi tanıtmazsanız bunda başarılı olamayız.’’ O gün kafama koydum ve bu imkânım olunca sosyal medya hesabımı 5 yıl evvel açtım. Yaklaşık 350 bine yakın bir hesap etkileşimi var. Dünyanın her yerinden takipçilerim var. Türkiye’deki azınlıklardan, sanatçılardan, üst düzey iş adamlarından hatırı sayılır takipçilerim var.

6.Çok enerjik bir yapınız var bu enerjinizi motive eden temel ilke veya ilkeler nelerdir?

Birincisi öğrenmeye, ikincisi ise bunu paylaşmaya doyamıyorum. Öğrendiğinizi paylaşmazsanız, o zaman öğrenmenin bir anlamı yok. Sadece kendinizi tatmin edersiniz. Bildiğiniz her şeyi paylaşırsanız, paylaştıkça o bilgi çoğalıyor ve size başka bilgiler gelmesinin yolunu açıyor. Ben paylaşmanın hiç zararını görmedim. Benim videolarımı bazı siteler yayınlıyor, ismimi kaldırıyormuş. Bana ihbar ediyorlar. Hiç önemli değil diyorum. Yayınladıkları çekimlerimi zaten izleyen görüyor. Orada konuşan benim. İsmimi kaldırsa ne olacak? İzleyici eninde sonunda beni sosyal mecrada bulabilir, gerçeği öğrenebilir. Pavlonya ağacını tanıtan video yaptım, 6 milyon izlendi. Bayındır, Ödemiş’teki fidancıların hepsi paylaşmış. Bir kaçı beni aradı ‘’Abi çok güzel video yapıyorsun. Biz de senin gibi anlatamıyoruz. Senin videonu paylaştık, elimizde pavlonda kalmadı’’ dediler.

7. Paylaşımlarınızda reklam olmuyor. Neden reklam almıyorsunuz?

Neden reklam almıyorum? Sosyal medyadaki paylaşımlarımdan para kazanmıyorum. Reklam alırsam onun güdümüne girerim endişem var. Özgür bir yapım var. Öbür tarafa para götüren yok. Ben şuna inanıyorum; bu milletin tarihi, kültürü, dini ile ilgili hizmet yaparsanız Allah sizi maddeden kolluyor, gözetiyor. Ben bunu çok yaşadım. Bir örnek vereyim; bir arsa aldım, imar geldi. Hiç müdahalem yok, müteahhit bana 18 daire verdi. Sata sata bitiremedim. Bir doktor ömrü boyunca 18 değil 8 daire alamaz.

8.Sizi takip edenlere ve gençlere neler tavsiye edersiniz?

Yayınlarımın bir kısmı zaten tavsiye niteliğinde. Çok sevindirici bir şey var. İlk sosyal medyaya başladığımda takipçilerimin çoğu 50 yaş üstüydü. Şu anda takipçilerimin çoğu 20 ile 34 yaş arasına indi. Hatta ilkokul seviyesinde bile takipçilerim var. Dün 8 ayrı ilkokul öğrencisi ile fotoğraf çektirdim. Hatta çocuğun biri ‘’Manisa’nın Doktoru Amca ben sizi takip edince çok şey öğreniyorum, öğretmen gibisiniz’’ dedi. Bir şeyler öğreniyor, kavrıyor çocuklar.

Ben izleyicilerime hiç yalan söylemedim, hiçbir şeyi abartarak anlatmadım. Mübalağa sanatı vardır. Bazen ilgi çekmek için abartmadan yaparsınız. Yanlış bilgi vermedim, manipüle etmedim. Hatta sosyal medya hesabımdan şöyle bir video yayınlamıştım. Yetkililer; benden korkmayın, çekinmeyin, güzel yaptığınız şeyleri alkışlayacağım, unutursanız hatırlatacağım, ısrarla yanlış yaparsanız kızacağım. Bu minvalde yayınlarımı yapıyorum. Belediyeler hangi siyasi görüşte olursa olsun, güzel yaparsa alkışlıyorum ama ısrarla bilerek kötü yaparsa önce uyarıyorum. Yanlış yapmışız düzeltelim, unutmuşuz yapalım derlerse sıkıntı yok fakat yanlışta ısrar ederse diyorum ki, bu kadar da olmaz. Adeta halkın bir sözcüsü gibi davranıyorum. Televizyonlardan halk umudunu niye kesti biliyor musun? Halkın anlık tepkisini ölçemiyor ama sosyal medyada beğenerek, yorum yaparak, paylaşarak vatandaş beğenip beğenmediğini anında beyan ediyor.

9.Başınızdan geçen ilginç bir olayı okuyucularımız ile paylaşır mısınız?

2009 yılında 52 hafta sonunun, 49’unu Avrupa’da geçirmişim. Konferans vermek için cuma akşamı gidiyorum, cumartesi ve pazar günleri 10-12 yerde konuşuyorum. Pazar gecesi saat 24.00 ile 1.00 arası Sunexpress’in İzmir’e, İstanbul’a nereye uçağı varsa onunla geri dönüyorum. Sabah da cerrahlığa devam ediyorum. Bir gün Almanya’dan geri dönerken havaalanına bıraktılar. Uçağım gece 1.00’de. Nasıl acıkmışım, nasıl susamışım? Cüzdanımı bir açtım Euro yok, kredi kartım yok. Almamışım, unutmuşum. Türk parası var ama geçmez. Bir kafenin önünde kedinin kasap dükkânının önünde kıvrandığı kıvranıyorum. Önünden gelip geçiyorum. O kadar susadım ki oradaki tuvaletlerden de su içilmiyor, içsem bazen de alarm çalıyor, korkuyorum. Çaresizce dolaşırken orada yemek yiyen birisi dik, dik bana baktı. ‘’Aaa ben sizin Afrika ile ilgili belgeselinizi seyretmiştim. Siz o değil misiniz?’’ dedi. Evet, ben oyum, o zaman saçlarım uzundu dedim. ‘’Evet, onun için birden tanıyamadım, lütfen size bir şey ısmarlayayım’’ dedi. Vallahi hayır diyemeyeceğim, susuzluktan ve açlıktan ölüyorum, neredeyse birisi suyu yarım bıraksa artığını içecektim, paramı ve kredi kartımı evde unutmuşum dedim. Allah razı olsun beni yedirdi, içirdi. Unutamadığım anılarımdan biridir.

10. Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Benim gibi insanların sayısının artmasını istiyorum. Bu konuda çok ümitliyim. Manisa’da gençlerden çok takipçilerim var. Özellikle ben nereye gidersem arkamdan gidip oralarda çekim yapıyorlar. Alaşehir, Uluderbent’te bir mağara keşfettim. Oraya herhalde 20 tane influencer gitmiştir. Geçen gün MTA’dan aradılar, ‘’o mağarayla ilgili araştırma yapacağız’’ dediler. ‘’Cimer sizin videoyu izlemiş bizi görevlendirdi, sizi götüren rehber bize rehberlik eder mi?’’ diye sordular. Hemen aradım ve sizi bekliyor dedim. Telefonunu da verdim. Şimdi MTA o mağaranın dibine inilmesi konusunda çalışma yapıyor. Demek ki güzel işler yapıyorum, gençlere örnek oluyorum. Bu da beni heyecanlandırıyor, mutlu ediyor.

Yorum: Yaşarken Onurlandırılmalıdır

Dr. Fahrettin Er ile gerçekleştirdiğim bu söyleşi benim için bilgiye, yaşadığı coğrafyaya ve insanlığa adanmış bir ömrün izlerini yakından görme fırsatıydı. ‘’Manisa’nın Doktoru’’ olarak bilinen Fahrettin Bey; enerjisi, çok yönlü birikimi ve bitmeyen araştırma tutkusu ile adeta yaşayan bir kültür hazinesi.

Manisa ve ilçelerinin tarihi dokusunu, sosyal yaşamını, unutulmaya yüz tutmuş değerlerini büyük bir özveriyle gün yüzüne çıkarırken; bunu sadece anlatmakla kalmayıp toplumun hafızasına kazandırmayı da görev edinmiş. Paylaşımları ile maddi ve manevi güzellikler uğruna her taşın altına ellerini değil, gövdesini koyan bir insana sadece saygı duymanın yeterli olmadığı kanaatindeyim.

Kendisinde en çok dikkat çeken şey ise sahip olduğu engin bilgiyi samimiyetle paylaşma arzusu. Bilgiyi hapsetmek değil, toplum yararına sunmak. İşte gerçek aydın tavrı.

Bu söyleşi vesilesiyle bir kez daha gördüm ki; yaşadığı şehri seven, araştıran, üreten, öğrendiklerini paylaşan insanlar toplumların en kıymetli değerlerinden biridir. Dr. Fahrettin Er’e, ülkemize, Manisa ve ilçelerine kattığı kültürel farkındalık ve insanları bilinçlendirme çabası için yürekten teşekkür ediyor, üretkenliğinin daim olmasını diliyorum.

Son söz: Yaşayan değerlerimiz, örneğin bir yerlere ismi verilerek, genellikle öldükten onurlandırılırlar. Artık bu anlayışın değişmesi gerektiğine inananlardanım. Dr. Fahrettin Bey, yaşarken kendisine layık bir şekilde onurlandırılmalıdır. Mesajım Valimiz Vahdetin Özkan, Büyükşehir Belediye Başkanımız Besim Dutlulu nezdinde tüm Manisalılaradır. Umarım sesim ulaşır ve ciddiye alınır.Marifet iltifata tabidir.